Gayrimenkul değerlendirme kriterleri hızla değişiyor

ESG uyumlu projelerde kira gelirleri yüzde 18’e kadar artarken, altyapı odaklı bölgelerde toplam değer artışı 4 katın üzerine çıkabiliyor. Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, önümüzdeki 5 yıllık dönemde ulaşım odaklı gelişim, akıllı bina teknolojileri ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillenen projelerin sektörde daha da öne çıkacağına dikkat çekiyor.

Hise Global Kurucu Ortağı
Ebru Öz

Gayrimenkulde değeri belirleyen kriterler son yıllarda önemli ölçüde çeşitlendi. Bir dönemin en güçlü yatırım göstergesi olarak kabul edilen lokasyon önemini korurken; ulaşım bağlantıları, teknolojik altyapı, sürdürülebilirlik performansı ve yaşam kalitesini destekleyen unsurlar yatırım kararlarında giderek daha fazla ağırlık kazanmaya başladı. Yatırımcılar artık bir projenin mevcut konumunun yanı sıra bölgenin gelişim potansiyelini, enerji verimliliğini, akıllı bina teknolojilerini ve uzun vadeli değer üretme kapasitesini de değerlendiriyor. Bu dönüşüm, yatırım kararlarının yanı sıra proje geliştirme süreçlerini ve yatırımcı profilini de yeniden şekillendiriyor. Özellikle küresel ölçekte hız kazanan altyapı yatırımları, gayrimenkul değerlemesinde belirleyici unsurlar arasında giderek daha fazla öne çıkıyor. Global Infrastructure Outlook verilerine göre, dünya genelinde altyapı ihtiyacının 2040 yılına kadar yaklaşık 94 trilyon dolar seviyesine ulaşması bekleniyor.

Çevresel kalite ve gelişim belirleyici unsur

Gayrimenkulde değeri belirleyen kriterler çeşitlenirken, ulaşım bağlantıları, teknolojik altyapı, sürdürülebilirlik performansı ve yaşam kalitesini destekleyen unsurlar bugünün yatırım kararlarında daha fazla etkili oluyor. Büyük ulaşım projelerinin bulunduğu bölgelerde değer artışları yüzde 50’ye ulaşırken, sürdürülebilir sertifikalı projeler benzerlerine göre yüzde 15’e varan oranda daha yüksek değerle işlem görüyor. Gayrimenkulde değer algısının dönüşümüne dikkat çeken Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulunuyor: “Geçmişte proje değeri büyük ölçüde lokasyon ve kısa vadeli satış potansiyeline göre şekilleniyordu. Bugün yatırımcılar ‘nerede’ sorusunun ötesine geçerek ‘gelecekte nasıl bir değer yaratacak’ sorusunu soruyor. Bu değişimle birlikte altyapı yatırımları, ulaşım bağlantıları, çevresel kalite ve bölgesel gelişim planları çok daha belirleyici hale geldi. Örneğin bir bölgede metro hattı, yeni ulaşım aksı ya da büyük ölçekli kamu yatırımı devreye girdiğinde bu gelişmeler yalnızca ulaşımı kolaylaştırmakla kalmıyor, bölgenin tamamını dönüştüren bir etki yaratıyor. OECD verilerine göre ana ulaşım hatları çevresindeki gayrimenkullerde yüzde 50’ye varan değer artışı görülüyor. İstanbul’da yeni metro hatlarının geçtiği bölgelerde konut fiyatlarının yüzde 40’a varan oranlarda yükselmesi bu etkinin en somut örneklerinden biri” ifadelerini kullandı.