Yapısal Çelik Günü: “Depremle Yaşamak için Çelik Yapı” Sloganı ile Farkındalık
- Aktüel
- 07 Ara 2024
Çelik yapıları temsil eden tek sivil toplum örgütü olan Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA) tarafından düzenlenen 25.Yapısal Çelik Günü, yapı sektöründe inisiyatif almaya hazır, sektörün en önemli sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirdi. Ülkemizin en önemli sorunu deprem tehdidine dikkat çeken zirvede, ‘Deprem ile Yaşamak’ başlıklı özel oturumda söz alan Prof. Dr. Naci GÖRÜR, “Biz bir deprem ülkesiyiz, başta İstanbul olmak üzere maalesef kentlerimiz depreme hazırlıklı değil. Depremlerden en az zararla çıkmak için süratle deprem dirençli kentler için harekete geçilmeli.” dedi.
Çelik yapıda sivil toplum seferberliğini başlatmayı amaçlayan zirvenin açış konuşmasını gerçekleştiren TUCSA Yönetim Kurulu Başkanı Yener GÜR’EŞ ise “Depremlerle yaşamaya alışmak zorundayız. Bunun için ise deprem dirençli yapılaşmaya geçmeli ve çelik yapıların gücünü kullanmalıyız. Deprem dirençli kentler kurabilmek için yapısal çelik kapasitemiz yeterli.” açıklamasında bulundu.

Ülkemizin en önemli sorununun deprem tehdidi olduğunu değerlendiren Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA), 25.Yapısal Çelik Günü’nde; “Depremle Yaşamak İçin: Çelik Yapı” sloganıyla sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirdi. TUCSA tarafından, 4 Aralık 2024 Çarşamba günü gerçekleştirilen 25.Yapısal Çelik Günü; KİPTAŞ, İNDER, TÇÜD, Türkiye İMSAD ve GYODER gibi kurumların katılımıyla düzenlendi.
Ülkemizin geleceği için müteahhitler ve yapısal çelik üreticilerinin ortak bir strateji geliştirmelerini ve deprem dirençli yapılaşma için alışkanlıkları değiştirmeyi hedefleyen 25. Yapısal Çelik Günü’nde; sektördeki yenilikler, modüler inşaat ve yeni teknolojilerin bu konudaki rolü, dünyada ve ülkemizde çelik yapılardaki durum, çelik yapılar konusunda kamudaki gelişmeler ve sürdürülebilirlik gibi başlıkları tartışmaya açan oturum ve paneller düzenlendi.
Prof. Dr. Naci GÖRÜR, “Kentlerimiz depreme hazırlıklı değil, deprem dirençli kentler için harekete geçilmeli.”

‘Deprem ile Yaşamak’ başlıklı özel oturumda söz alan Prof. Dr. Naci GÖRÜR, “Biz bir deprem ülkesiyiz, başta İstanbul olmak üzere maalesef kentlerimiz depreme hazırlıklı değil. Depremlerden en az zararla çıkmak için süratle deprem dirençli kentler için harekete geçilmeli. Deprem dirençli kent; depremi en az hasarla atlatan kentleri ifade etmekte. Deprem dirençli kentler için yapılaşma kontrol edilmeli; özgün mimari, özgün planlama, özgün mühendislik ve özgün malzeme bu tip bir yapılaşmaya ulaşmak için büyük önem taşıyor. En önemlisi de deprem dirençli kentler için göçme ve çökmeye karşın çelik binalar tercih edilmeli. Yönetim, halk, altyapı, yapı stoğu, çevre-ekosistem ve ekonomi bileşenleri bir kenti meydan getirir. Bu bileşenler dirençli olursa o kent de deprem dirençli bir hale gelir. Özetlemek gerekirse; deprem dirençli kentler konusunda hızla harekete geçerek hem ekonomiyi hem sanayiyi hem de altyapı stoğumuzu hızla depreme uygun hale getirmek için harekete geçilmeli ve sorumluluk sahibi olan herkes bu konuda tüm gücüyle çalışmalı. Yapısal çelik sektörünün, tümüyle bir deprem ülkesi olan Türkiye’de bugünkü bulunduğu konumdan çok daha etkin çok daha aranır ve sorunlara çözüm getirir durumda olmasını istiyor ve diliyorum.” şeklinde konuştu.
“Müteahhitler ve yapısal çelik üreticileri ortak bir strateji geliştirmeli”
TUCSA Yönetim Kurulu Başkanı Yener GÜR’EŞ, açış konuşmasında 25.Yapısal Çelik Günü’nü, değişimi başlatmak, çözümlere odaklanmak ve bu çözümleri uygulamak amacıyla düzenlediklerinin altını çizerek, “2023 Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’nun raporuna göre; 6 Şubat depremin Türkiye’de toplam maliyeti 148,8 milyar dolar olmuştur. Diğer yandan, depremde 262.475 betonarme, beton prekast prefabrik ve yığma yapı göçtü veya sonradan yıkıldı, buna karşın depremde hiçbir çelik yapı göçmedi. Deprem sonrasında yayımlanan resmi rakamlara göre 50 binin üzerinde insanımız enkaz altında kalarak hayatlarını kaybetti. Bu ağır bilançonun nedeni, ‘Japonya ve Amerika gibi gelişmiş deprem ülkelerinde neden bu kadar çok çelik yapı yapılıyor?’ sorusunun yeterince hesaba katılmaması veya değerlendirilmemesi olabilir.” dedi.