Nisan 2025 inşaat maliyet endeksi
- 11 Tem 2025
Nisan 2025 itibarıyla Türkiye’de inşaat sektörünün belini büken maliyet artışları yeniden gündemin üst sıralarına yerleşti. TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) yayımladığı son İnşaat Maliyet Endeksi verileri, sektörün her alanında hem aylık hem yıllık bazda dikkat çekici artışlar olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle işçilik maliyetlerindeki tırmanış, sadece müteahhitleri değil, konut alıcılarını da doğrudan ilgilendiriyor.
Genel maliyetlerde hem aylık hem yıllık yükseliş var
Nisan ayında genel inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre %1,67, geçen yılın aynı ayına göre ise %22,69 oranında arttı. Bu oran, sektörde son bir yılın maliyet baskısının giderek büyüdüğünü gösteriyor. Yani inşaat yapanlar, geçen yılın Nisan ayına göre neredeyse beşte bir daha fazla maliyetle çalışıyor.
Bu artışın detaylarına indiğimizde, malzeme fiyatlarıyla işçilik maliyetleri arasındaki fark dikkat çekici:
Malzeme fiyatlarında yıllık artış %18,00.
İşçilik maliyetlerinde ise %31,82 gibi çarpıcı bir artış söz konusu.
Aylık bazda da benzer bir eğilim sürüyor:
Malzeme maliyetleri Nisan ayında %2,01 artarken,
İşçilik maliyetleri %1,07 oranında yükseldi.
Bu tablo bize şunu söylüyor: Artık sadece çimento, demir, boya değil; usta, kalfa, iş gücü bulmak da çok daha maliyetli. Türkiye’de inşaat iş gücüne olan talep yüksek, ancak arz kısıtlı. Bu da ücretleri yukarı çekiyor.
Bina inşaatı cephesinde durum daha sert
Konut üretiminin en temel ayağı olan bina inşaatlarında da maliyet artışları dikkat çekici. Nisan 2025’te bina inşaatı maliyet endeksi:
Aylık bazda %1,76 arttı.
Yıllık bazda ise %23,14 oranında yükseldi.
Bu artışlar sektörde özellikle orta ve alt gelir grubuna yönelik konut projelerinde önemli sorunlara neden olabilir. Zira hem özel sektör hem TOKİ gibi kamu kurumları, artan maliyetleri dengelemek için ya fiyatlara zam yapmak ya da proje kapsamlarını daraltmak zorunda kalıyor.
Bina inşaatı özelinde:
Malzeme fiyatları aylık %2,15, yıllık %18,96 arttı.
İşçilik maliyetleri ise aylık %1,11, yıllık %30,93 seviyesine çıktı.
Yani sadece binayı inşa etmek için gerekli olan iş gücünün maliyeti, bir yılda neredeyse üçte bir oranında arttı. Bu durum, müteahhitler için sadece maliyet değil, aynı zamanda bütçe yönetimi ve finansman planlaması açısından da büyük bir zorluk anlamına geliyor.
BİNA DIŞI YAPILARDA EN YÜKSEK ARTIŞ İŞÇİLİKTE
İnşaat sektörü yalnızca konut üretmekten ibaret değil. Altyapı çalışmaları, köprü, otoyol, enerji tesisi gibi bina dışı yapılar da sektörde önemli bir yer tutuyor. Bu alanda da maliyet artışı oldukça yüksek:
Aylık artış %1,36, yıllık artış ise %21,22 seviyesinde.
Malzeme maliyetlerinde:
Aylık artış %1,58, yıllık artış %15,08 olarak açıklandı.
Ancak en dikkat çekici artış yine işçilikte:
Aylık artış %0,92, fakat yıllık artış %35,10.
Yani altyapı projelerinde çalışacak insan kaynağının maliyeti, bir yılda üçte birden fazla artmış durumda. Bu artışın büyük kamu projelerinde gecikmelere, özel sektörde ise yatırım ertelemelerine neden olması oldukça olası.
Sektörde bütçe yanması riski büyük
Veriler açık: Türkiye’de inşaat maliyetlerinin artışında artık malzemeden çok iş gücü belirleyici rol oynuyor. İnşaat sektöründe çalışan ustalar, kalfalar, taşeron ekipler artık daha fazla ücret talep ediyor. Bu da hem konut fiyatlarına hem kira piyasasına dolaylı olarak yansıyor.
Ayrıca işçilik maliyetlerindeki bu sert artış, inşaat şirketlerinin önceden yaptığı maliyet hesaplarını geçersiz hale getiriyor. 2024’te planlanmış bir projenin 2025 Nisan’ında hâlâ devam etmesi durumunda, müteahhit büyük ihtimalle zarar sınırına dayanmış durumda.
Öte yandan malzeme maliyetlerindeki artışlar hâlâ kur, küresel emtia fiyatları ve lojistik maliyetlerle bağlantılı seyrediyor. Ancak işçilikteki artışın daha yapısal bir sorun olduğunu söylemek mümkün. Genç nüfusun inşaata yönelmemesi, nitelikli işçi sayısının azalması gibi nedenler önümüzdeki dönemde de bu artışı sürdürebilir kılıyor.
Sonuç: Konut fiyatları üzerinde baskı sürecek
TÜİK’in bu verileri, aslında doğrudan konut alıcısını da ilgilendiriyor. Çünkü müteahhitler artan maliyetleri ister istemez satış fiyatlarına yansıtmak zorunda kalıyor. Bu da yeni konutlarda fiyatların daha da yükselmesine neden oluyor.
Ayrıca krediye erişimdeki zorluklar, yüksek faizler ve ekonomik belirsizlik ortamı göz önüne alındığında hem arz hem talep tarafında yavaşlamalar yaşanabilir. Bu da sektörün geleceği açısından dengeyi tutturmanın hiç de kolay olmayacağını gösteriyor.
Kaynak: TÜİK
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar