Mimar Salih Çıkman: “Mimarlık ve inşaat sektöründe dijital dönüşüm artık bir tercih değil, gereklilik”

Düşünen, sorgulayan ve yeniden tanımlayan bir yaklaşımla mimari projelere imza atan Mental Design Works Kurucusu Mimar Salih Çıkman, teknolojinin mimarlık ve inşaat sektörlerinde yarattığı dönüşümü değerlendirerek, dijitalleşmenin tasarım ve üretim süreçlerini nasıl şekillendirdiğini yorumladı.

Mimar Salih Çıkman

Mimarlığı kültürel bağlam, entelektüel düşünce ve sürdürülebilirlik ekseninde ele alan, her projeyi bulunduğu yerin tarihi, doğası ve kimliğiyle ilişkilendirerek zamansız, bağlamsal ve kullanıcı odaklı mekanlar tasarlayan MDW Kurucusu Mimar Salih Çıkman, dijital dönüşümün mimarlık ve inşaat sektörlerinde yalnızca kullanılan teknolojileri değil, tasarım ve üretim süreçlerinin bütününü dönüştürdüğüne dikkat çekiyor. Bu dönüşüm sürecinde özellikle yapay zeka teknolojilerinin mimarlık pratiğine entegrasyonunun önemli bir kırılma noktası olduğunu vurgulayan Salih Çıkman, veri odaklı sistemlerin tasarım süreçlerini daha analitik, öngörülebilir ve kullanıcı ihtiyaçlarına duyarlı bir yapıya dönüştürdüğünü ifade ediyor.

“Yapay zeka mimarın yerini alan değil, tasarım süreçlerini güçlendiren bir araç”

Yapay zeka destekli tasarım araçları, BIM teknolojileri, algoritmik tasarım yöntemleri ve dijital simülasyon sistemlerinin, projelerin daha verimli, sürdürülebilir ve kullanıcı odaklı bir yaklaşımla geliştirilmesine olanak sağladığını belirten Çıkman, dijitalleşmenin mimarlık pratiğinde yarattığı dönüşümü şu sözlerle değerlendiriyor: “Dijital dönüşüm, mimarlıkta yalnızca sunum tekniklerinin değişmesi değil; tasarımın düşünme, üretim ve çevreyle ilişki kurma biçiminin yeniden tanımlanmasıdır. Biz teknolojiyi yalnızca verimlilik sağlayan bir araç olarak değil, sürdürülebilir ve insan odaklı yaşam alanları üretmenin önemli bir parçası olarak görüyoruz.”

Bugün tasarım sürecinin ilk aşamalarından itibaren kullanılan dijital araçlar; iklim, topoğrafya ve kentsel verileri analiz ederek daha bilinçli kararların alınmasına olanak tanıyor. Farklı form ve yerleşim alternatiflerinin kısa sürede test edilmesi, tasarım ekiplerinin yaratıcı potansiyelini artırırken proje süreçlerini de hızlandırıyor. Mental Design Works, özellikle BIM teknolojileri sayesinde yapıların yalnızca üç boyutlu modellerini oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda tüm yaşam döngülerini yönetebiliyor. Böylece tasarım, maliyet, performans ve sürdürülebilirlik kriterleri eşzamanlı olarak değerlendirilebiliyor. Yapay zeka ve parametrik tasarım araçları da günümüz mimarlığının vazgeçilmez bileşenleri arasında yer alıyor. Mekan optimizasyonu, yapı performansı ve cephe tasarımı gibi alanlarda kullanılan algoritmalar; güneş, rüzgar, erişilebilirlik ve kullanıcı yoğunluğu gibi çok sayıda veriyi aynı anda analiz ederek en uygun tasarım senaryolarının geliştirilmesine katkı sağlıyor. MDW kurucusu Salih Çıkman, yapay zekanın mimarın yerini alan değil, tasarım süreçlerini güçlendiren bir araç olduğunun altını çiziyor: “Yapay zekayı tasarımcının yerine geçen bir teknoloji olarak değil, karar verme süreçlerini güçlendiren bir araç olarak görüyoruz. Büyük ölçekli projelerde algoritmalar sayesinde çok sayıda veriyi aynı anda değerlendirerek daha bilinçli, veriye dayalı ve sürdürülebilir tasarım kararları alabiliyoruz.”

“Dijital görselleştirme, tasarımı test etmek için de kullanılıyor”

Dijital dönüşümün etkisi yalnızca tasarım süreçleriyle sınırlı kalmıyor, kullanıcı deneyimi ve mekansal etkileşim de teknoloji sayesinde yeni bir boyut kazanıyor. Sanal gerçeklik (VR), artırılmış gerçeklik (AR) ve dijital simülasyon teknolojileri sayesinde kullanıcılar henüz inşa edilmemiş mekanları deneyimleyebiliyor. Gün ışığı analizleri, akustik simülasyonlar ve ergonomi testleri sayesinde mekanların performansı uygulama öncesinde ölçülebiliyor. Böylece kullanıcı ihtiyaçlarını daha iyi karşılayan, daha erişilebilir ve daha konforlu yaşam alanları tasarlanabiliyor. “Dijital görselleştirme artık yalnızca tasarımı göstermek için değil, tasarımı test etmek için de kullanılıyor. Kullanıcı hareketlerini, mekansal deneyimi, ışık performansını ve akustik konforu daha proje aşamasında değerlendirebiliyor olmamız, çok daha doğru kararlar almamızı sağlıyor” diyen Salih Çıkman, teknolojinin kullanıcı odaklı tasarım anlayışını güçlendirdiğini belirtiyor.