Hasan Ergün: Mekanın karakterini estetik ve performans şekillendiriyor
- Gayrimenkul & Proje
- 19 Eki 2026
Kurucu ortağı olduğu YATAYMİM Mimarlık bünyesinde imza attığı projelerle sahada aktif rol oynayan CUBO Yönetim Kurulu Üyesi ve İç Mimar Hasan Ergün, tasarımcı kimliğini üretici masasına taşıyarak sektöre yön veriyor. Malzemeyi yalnızca yapı bileşeni değil aynı zamanda mimarinin bir dili olarak gören Ergün, tasarım kararları ile ürün geliştirme süreçlerinin birbirini beslemesi gerektiğine inanıyor. Hasan Ergün ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; mimarların değişen ihtiyaçlarından yeni nesil yüzey sistemi CuboArte ürün ailesine, bu yılın sektör dinamiklerinden CUBO’nun küresel hedeflerine uzanan konuları ele aldık.
Sayın Ergün öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Bahçeşehir Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü’nden mezun oldum. İç mimarlık, tasarım ve yapı malzemeleri alanlarını bir arada ele alan bir çalışma anlayışım var. Kurucu ortağı olduğum YATAYMİM Mimarlık bünyesinde konut, otel, ticari yapı ve farklı ölçeklerdeki projelerde tasarım ve uygulama süreçlerini yürütüyorum.
CUBO’da Yönetim Kurulu Üyesi olarak, tasarım ve ürün geliştirme çalışmalarından marka yaklaşımımıza kadar farklı alanlarda şirketin gelişim sürecine katkı sağlıyorum. Özellikle dekoratif yüzeyler ve tasarım odaklı yapı malzemeleri üzerine çalışmak, mesleki birikimimle CUBO’daki çalışmalarımın kesiştiği önemli bir alan.
Benim için mimarlık ve malzeme birbirinden ayrı iki konu değil. Bir malzemenin teknik özellikleri kadar mekânda nasıl bir his ve karakter oluşturduğu da önemli. Bu nedenle tasarım kararları ile malzeme geliştirme süreçlerinin birbirini beslemesi gerektiğine inanıyorum.
Farklı kategorilerde yapı çözümleriniz bulunmakta? Bunlardan biraz bahseder misiniz?
CUBO olarak boya ve kaplamadan yapı kimyasallarına, ısı ve su yalıtım sistemlerinden EPS ürünlerine kadar yapının farklı ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştiriyoruz. İnşaat ve sanayi boyaları, efekt boya ve kaplamalar, yapı kimyasalları ve yalıtım sistemleri temel ürün gruplarımız arasında yer alıyor.
Burada bizim için önemli olan, farklı ihtiyaçlara yönelik çözümleri bir bütün olarak ele almak. Yapının performansı kadar estetik değerinin ve kullanım deneyiminin de önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle ürün geliştirme çalışmalarımızda teknik performansın yanı sıra tasarım ve uygulama ihtiyaçlarını da birlikte değerlendiriyoruz.
Bir iç mimar olarak baktığımda, malzemenin projedeki rolünün giderek çeşitlendiğini görüyorum. Artık bir ürünün yalnızca teknik gereklilikleri karşılaması yeterli olmuyor; tasarımın bir parçası olabilmesi, farklı mekânlara ve kullanım senaryolarına uyum sağlayabilmesi de önem kazanıyor. Ürün geliştirme yaklaşımımızda bu değişimi dikkate alıyoruz.

Mimari ve tasarımın öne çıktığı projeler özelinde ne tür çalışmalarınız bulunuyor?
İç mimar olarak malzemenin bir mekânın karakterini doğrudan etkilediğini düşünüyorum. Renk, doku ve yüzey; tasarımın tamamlayıcı unsurları olmanın ötesinde, mekânın algısını ve kullanıcı deneyimini de şekillendiren unsurlar.
Bu bakış açısı CUBO’daki çalışmalarımıza da yansıyor. Özellikle CuboArte ürün ailesinin geliştirilmesi, koleksiyon kurgusu ve yeni nesil yüzey sistemlerinin tasarlanması süreçlerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Buradaki hedefimiz, mimar ve iç mimarların tasarım kararlarını destekleyecek, estetik değer ile teknik performansı bir arada sunan yüzey çözümleri geliştirmek.
Aynı zamanda mimarlık ve tasarım profesyonelleriyle bir araya geldiğimiz etkinlikler, atölyeler ve uygulamalı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Ürünün sadece anlatılmasından ziyade deneyimlenmesinin, tasarımcılarla kurulan iletişim açısından daha değerli olduğuna inanıyorum.
CuboArte tarafında da çıkış noktamız biraz burada. Bir yüzeyin yalnızca “güzel görünmesi” bizim için yeterli değil; uygulandığı mekânla ilişki kurması, tasarımcıya farklı yorum imkânları sunması ve teknik açıdan da beklentiyi karşılaması gerekiyor.
Bu yıl ön plana çıkan ürün gruplarınız hangileri oldu?
2026 yılında özellikle dekoratif boya ve kaplama ürünlerimiz ile yalıtım çözümlerimiz öne çıkan gruplarımız arasında yer aldı. Tasarım tarafında ise CuboArte ürün ailesine yönelik çalışmalarımızı ve koleksiyonumuzu geliştirmeye devam ediyoruz.
Mimar ve iç mimarların yüzeylerde daha özgün ve farklı alternatiflere yönelmesi, dekoratif ürünlere olan ilgiyi de destekliyor. Biz de bu değişimi takip ederek yeni yüzeyler, dokular ve uygulama alternatifleri üzerinde çalışıyoruz. Aynı zamanda enerji verimliliği ve yapıların korunmasına yönelik çözümlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz.
Özellikle dekoratif yüzeylerde tasarımcıların daha fazla seçenek aradığını görüyoruz. Bu da bizim için sadece yeni ürünler geliştirmekten öte, farklı estetik yaklaşımlara cevap verebilen koleksiyonlar oluşturmayı önemli hale getiriyor.
Yılın son çeyreğine girmek üzereyiz. 2026 nasıl bir yıl oldu sizin için? Yılı hangi hedefler doğrultusunda kapatmayı planlıyorsunuz?
2026, CUBO açısından ürün geliştirme çalışmalarımızı ve tasarım odaklı yaklaşımımızı daha ileri taşıdığımız bir yıl oldu. Özellikle mimarlık ve tasarım dünyasıyla temasımızı artıran çalışmalar, bizim için önemli bir gelişim alanı oluşturdu.
Benim açımdan 2026’nın önemli taraflarından biri, tasarım ile üretim arasındaki iletişimi daha da güçlendirmek oldu. Bir ürünün ortaya çıkışında tasarımcının ihtiyaçlarını, uygulamacının deneyimini ve üretim tarafının teknik imkânlarını birlikte değerlendirdiğimizde daha nitelikli sonuçlar elde edebileceğimize inanıyorum. Yılın kalan bölümünde mevcut ürün gruplarımızı geliştirmeye, yeni ürün ve yüzey çözümleri üzerinde çalışmaya devam edeceğiz. Tasarım profesyonelleriyle daha fazla bir araya gelerek CUBO’nun ürünlerini ve malzeme yaklaşımını farklı projelerle buluşturmayı hedefliyoruz. Bununla birlikte üretim teknolojileri, sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği alanlarındaki çalışmalarımızı da geliştirmeyi sürdüreceğiz. Uzun vadede hedefimiz, Türkiye’de geliştirilen tasarım odaklı yapı malzemelerinin yalnızca kendi pazarımızda değil, uluslararası ölçekte de karşılık bulabilecek bir seviyeye ulaşmasına katkı sağlamak.
Son olarak eklemek istedikleriniz?
Ben malzemeyi yalnızca bir yapı bileşeni olarak görmüyorum. Malzeme, mimarinin dili, mekânın karakteri ve kullanıcı deneyiminin önemli bir parçası. Bu nedenle tasarım ile üretim arasındaki ilişkinin güçlendirilmesinin sektöre önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.
CUBO’da da bu anlayışla çalışıyoruz. Tasarım, üretim ve inovasyonu aynı zeminde buluştururken, sektörde değişen ihtiyaçları takip eden ve bunlara cevap verebilen çözümler geliştirmeyi önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu yaklaşımı sürdürerek hem sektöre hem de tasarım dünyasına değer katacak çalışmalar ortaya koymayı hedefliyoruz.
